Kişisel GelişimYaşamYeni
Trend

Geçmişi bırakmak özgürleştirir!..

Geçmişi bırakmak özgürleştirir

Geçmişi bırakmak özgürleştirir mi? Ama nasıl? Geçmişi nasıl geride bırakabiliriz? Gerçekten geçmişi geride bırakmak mümkün mü? Bunlar uzun zaman boyunca cevabını aradığım sorulardı.

Son zamanlarda, geçmiş yaşamımdan çıkıp gelen ve beni rahatsız eden bir kişinin tekrar hayatıma girmeye çalıştığını farkettim. Oysa ki geçmiş yaşamımı şifalandırıp, istediğim gibi bir gelecek yaratma niyetimin sonucunda neden böyle bir şey olduğunu anlayamadım. Geçmiş hayatımdan gelen bu parçaların hayatıma girmesini istemediğimin farkına vardım. Öyle ise ne yapmalıyım? Kendime sorduğum soru buydu.

Fedakarlık

Makaledeki içerikler neler?


Geçmişte kendimden fazla başkalarının mutluluğunu istediğim zamanlar oldu. Başkalarını mutlu edersem, kendim de mutlu olurum diye düşünürdüm. Verici olmak, fedakârlık büyük erdemlerdi benim için. Ta ki kendimden vere vere, tükendiğim noktaya gelene kadar, durum böyle idi benim için.
Bu konuda bilmem gereken bir şey vardı ama öğrenmem zaman aldı.

Alma – Verme dengesi


Almayı bilmeyen bir insana ne verebilirsiniz? Bir insan almayı bilmiyorsa, nasıl para, bolluk ve sevgiyi yaşamına çekebilir? Birisi size sizi sevdiğini söylediğinde, gerçekten sevilmeyi hakettiğinizi, sevildiğinizi hissedebiliyor musunuz? Sizi sevdiğini söyleyen ve size sevgiyle yaklaşan insanlara inanmıyorsanız; kendinize gerçekten sevilmeyi hakettiğinizi söyleyebilir misiniz?
Ya da birisi size küçük bir hediye, ikram veya para verdiğinde, “Hayır, teşekkür ederim.” mi diyorsunuz?

Paraya sahip olmayı dileyip, yolda önünüze çıkan 25 kuruş’u almak istemiyor musunuz?
Gerçekten almanın önemini biliyor musunuz? Açıkçası bunu ben de yeni öğreniyorum. Şimdi küçük bile olsa, evrenin bir şekilde bana verdiği herşeyin değeri olduğuna inanıyorum. “Bunların geçmişi bırakmakla ne ilgisi var?” dediğinizi duyar gibiyim 🙂 Hepsini güzel bir şekilde bağlayacağım.

Almak bizi, vermek ise verdiğimiz kişiyi mutlu eder. Alma – Verme dengesini kurduğumuzda, basitçe mutluluk alışverişi yapmış oluruz. Mutluluk alıp, mutluluk veririz. Oysa fedarkarlık yaptığımızda, yani hep biz verdiğimizde, kendimizden veririz. Yani karşımızdaki kişinin mutlu olması için kendi mutluluğumuzu da ona hediye ederiz. Mutsuz olduğumuzda ise mutsuzluk vermeye, öfke, sitem, huzursuzluk vermeye başlarız. Çoğunlukla da karşımızdaki kişi ile alışverişimiz devam eder, eğer karşımızdaki kişi mutlu olmak istiyorsa ve onu artık bizde bulamıyorsa bizi terkedip, mutluluğu bulacağı başka bir yere gider. Biz ise “Ben yanlış bir şey yapmadım.” deriz. “Bu kadar fedakalığın karşılığı bu mu?” diye isyan ederiz.

Nerede yanlış yapmıştık peki? Doğrusu neydi?

Vermek de almak kadar mutlu edebilir. Siz mutluysanız, mutluluğunuz karşınızdaki kişilere de yansır ve onların da mutlu olmasını sağlar.

Nasıl mutlu oluruz?

Mutluluğun herkes için geçerli bir kuralı yok. En azından ben bilmiyorum. Bu konuda “Hayatımızda mutluluğun püf noktaları nelerdir?” adlı yazı oldukça faydalı olabilir. Diğer makaleler de temelde mutluluk ve motivasyon arttırmak niyetiyle yazıldığı için hepsinin faydasını göreceğinize inanıyorum. Ancak sizi neyin mutlu ettiğini yine siz bilebilirsiniz. Diğer herkes sadece sizin tepkilerinizi bilebilir. Mesela gülüyorsanız mutlu olduğunuzu sanabilirler. Ama gerçekten mutlu olup olmadığınızı sadece siz bilebilirsiniz. Nelerin sizi mutlu ettiğini fark ettiğinizde pusulanızı bulmuşsunuz demektir.

Yapmayı planladığımız şey (eşimize tatlı yapmak, arkadaşımıza doğum günü hediyesi almak, ailece tatile çıkmak vb.) bizi mutlu ediyorsa bu fedakarlık değildir ve büyük ihtimalle de çok keyif verici olacaktır.

Mesela, eşimiz tatlı sevdiği için istemediğimiz halde ona tatlı yapıyorsak; yani eşimizin mutlu olması beklentisi içinde olduğumuz; ancak bu durumda kendimiz mutlu olmadığımız için, olası bir mutluluk ihtimali için fedakarlık yapmış oluruz. Üstüne bir de eşimiz işyerinde yaşadığı bir sorundan dolayı, çok sevdiği tatlıdan keyif almadığında, “Ben senin için bu kadar çabaya girdim. Günümün yarısını bu tatlıya harcadım. Oysa sen bir teşekkür bile etmedin.” diye sevgilimizin burnundan getirebiliriz. Oysa tatlıyı severek, isteyerek, mutlulukla yapmış olsaydık en azından günümüzün yarısını keyifli geçirmiş olurduk. Üstelik tatlıyı eşimize mutluluktan gözlerimiz parlayarak ikram etmiş olsak, bizden yansıyan mutluluk eşimize de aktarılacaktır. Bu sayede eşimiz kötü geçen bir günün ardından, gözlerinizden yansıyan mutlulukla birlikte, yaptığınız tatlıyı keyifle yiyecektir.

Kısacası eğer planladığınız şeyi yaparken mutlu olacağınıza inanmıyorsanız, yüksek ihtimalle yaptığınızda da mutlu olmayacaksınız.

Bir şeyi yapmadan iyi sonuçlanıp sonuçlanmayacağını nasıl bilebilirim?

Bir şeyin hayalini kurduğumuzda bu bize keyif, mutluluk ve neşe veriyorsa; onu gerçekten yaparken de benzeri hisler içinde oluruz.

Mesela, karşımıza bir iş fırsatı çıktığını düşünelim: Bu işi düşündüğümüzde içimizde hoş duygular, hisler oluşuyorsa; bu işe sahip olduğumuzda hissedeceklerimiz de bu hislere benzer hisler verecektir. Aynı şekilde, O işi düşündüğümüzde, huzursuz hissediyorsak, karnımızda, midemizde sıkışmalar hissediyorsak, o işe sahip olduğunuzda da benzeri hislere sahip olacağız demektir. Esasında bizler, bir şey olmadan nasıl sonuçlanacağına dair, içsel, bedensel veya görüler gibi, çeşitli şekillerde sezgisel bilgiler alırız. Bir şekilde biliriz ama sezgilerimiz yerine, mantığımızı dinlediğinizde sıkıntılar yaşarız.

Eğer bir şeyi yapmadan önce, onu düşünürken olumlu duygular, hisler içindeysek, yaparken de mutluluk keyif içinde olacağız demektir. Bir şey yapmadan önce ve yaparken olumlu hissettiriyorsa, sonunda da olumlu hissedeceğimizi bilebiliriz.

Tüm bu söylediklerimiz ışığında, geçmiş hayatımızdan çıkıp gelen ve tekrar hayatımıza girmeye çalışan bir kişiyi hayatımıza almalı mıyız? O kişiye geçmişte karşılık beklemeden verdiğimi, verirken de onun mutlu olup, benim mutsuz olduğumu çok iyi hatırlıyorum. Niyetim yalnızca yardıma ihtiyacı olan birine yardımcı olmaktı. Oysa bunu istemediğimi ama yardıma ihtiyaç duyan birini kendi haline bırakmayı etik görmediğim için ona yardım etmek zorunda hissediyordum. Ona enerjimden, değerli zamanımdan, mutluluğumdan veriyordum. Bu onu bir noktaya kadar güçlendirmişti. Ancak tam tersi beni de güçsüzleştirmişti. Şimdi aradan geçen 10 yılın sonunda tekrar hayatımda olmak istemesinin kendince mantıklı bir nedeni vardı elbette. Ama…

Esas soru şu: Ben onu hayatımda istiyor muyum? Onun hayatıma girmeyi talep etmesi bile içimde sıkıntı oluşmasına yeterken, hayatıma girdiğinde olacak şey aynı şekilde, sıkıntı olacaktır.

Peki ben nasıl bir hayat istiyorum?

Geçmişimde yaşadıklarım, iyi veya kötü bir şekilde yaşandı. Deneyimlerim, aldığım dersler oldu. Geçmişten gelip beni mutlu edebilecek bir şey varsa bu gün elbette hayatımda olabilir. Ancak fedakarlıklar artık geçmişte kaldı. Eğer aldığınız dersler sizi değiştirmiyor, sizi daha güçlü biri yapmıyorsa aynı dersleri tekrar alacaksınızdır.

Siz geçmişinizden ibaret değilsiniz. Sürekli geçmişi düşünüp durmak, geçmişe takılı kalmak, geçmişimizde memnun olmadığınız şeylerin benzerlerinin gelecekte ortaya çıkmasını sağlar. Geleceğinizi bugün yapmakta olduklarınız belirler.

Siz seçimlerinizden ibaret değilsiniz. Siz bu seçimleri bilinçli varlıksınız. Farklı seçimler yapabilir, farklı yollarda yürüyebilirsiniz.

Geçmişte yaptığınız seçimlerden farklı bir seçim yaptığınızda, geleceğinizi değiştirirsiniz. Seçimlerinizin farkında olduğunuzda geleceğinizi yaratmakta olduğunuzun da farkında olursunuz.

Geçmişi geride bıraktığınız da, şu anın farkındalığı içinde olduğunuzda, seçimlerinizde geçmişinizin etkileri ortadan kalktığında, özgürce seçimler yapar, özgürleşirsiniz.

Fedakarlık yapmayı bırakıp, alma – verme dengesi içinde, her verdiğinizde siz de mutlu oluyor, aynı zaman da almayı da biliyor ve mutlulukla, keyifle alıyorsanız; mutluluk alıp, mutluluk veriyor olacaksınız.

Kozmodans

İstisnasız her insanın dünya'ya önemli bir amaçla geldiğine inanıyorum. Buna yaşam amacı diyoruz. Ben yaşam amacımın yeni şeyler öğrenmek ve bunu başkalarıyla paylaşmak olduğuna inanıyorum. Sizin yaşam amacınız ne?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı