Yaşam

Huzurlu bir hayat için neler yapmalıyız?

Huzurunuzu kaçıran insanlardan uzaklaşın.

Hepimiz hayatımızda daha fazla huzur ve mutluluk isteriz ama bunun için neler yapabileceğimizi bazen bilemeyiz veya o an aklımıza gelmeyebilir.

Bu yazıda “Huzurlu bir hayat için neler yapmalıyız?”, “Daha huzurlu yaşam için neler gerekir?”, Huzurlu bir hayatın sırları nelerdir?”, “Huzurlu Bir Hayat İçin Neler Yapılmalı?” sorularına yanıtlar aradım.

Bulabildiğim cevapları sizlerle burada paylaşıyorum. Belki hepimizin bildiği şeyler ancak işinize yarayacağına inanıyorum.

Daha huzurlu bir yaşam için neler yapılabilir?

Huzurunuzu kaçıran insanlardan uzaklaşın. Kendinizi iyi hissettiren kişilerle birlikte olun.

Hayatınızda huzurumuzu kaçıran enerjinizi düşüren birileri olabilir. Bu ara sıra hepimizin başına gelen bir durum.

Ancak sürekli tekrarlıyor, bizi sürekli aşağıya çekiyorsa bir süre sonra hayatımızda huzur da bırakmayacaktır. O halde o kişiyi hayatımızdan tamamıyla çıkarmamız gerekiyor.

Böylelikle enerjimiz yükseltecek ve hayatımızı daha huzurlu yaşamaya başlayacağız.

Birileri de vardır ki, tek bir sözleri ile içimiz ferahlar ve bize neşe, mutluluk ve huzur verir. Onların yanında olmak bile kendimizi daha iyi hissettirir. İşte hayatımızda olmayı hak eden birileri varsa onlardır.

Doğayla yeniden bağlantı kurun.

Parçası olduğumuz doğa ile ne kadar yakınsak hayatımız da o kadar huzurlu olur. Yemyeşil ağaçlar, rengarenk çiçekler, toprağın ve denizin harika kokuları…

Hayata gözlerimizi açtığımız dünyamız ve güzellikleri bizim daha canlı, daha mutlu ve daha huzurlu olmamıza yardım edecektir. Ona ne kadar yakınsak, o kadar canlı oluruz.

Suçluluk duygularınızdan arının.

Az veya çok, farkında olsak da, olmasak da hepimiz suçluluk duygususuna sahibizdir. Ancak suçluluk duygusu ne kadar çoksa o kadar mutsuz ve huzursuz hissederiz.

Suçluluk herhangi bir sebepten dolayı kendimizi affetmemektir. Oysa huzurlu bir hayatın yolu, kendimizi ve başkalarını affetmekten geçer.

Stresli ortamlardan uzaklaşın.

Stres belirli bir oranda bizi canlandırırken fazla miktarda ve sürekli olursa bizi yorar ve fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak bizi yıpratır. Bu sebeple stresle başa çıkmayı öğrenmek, daha huzurlu bir yaşam sürmemizi sağlayacaktır.

Kendinize daha fazla vakit ayırın

Kendinize daha fazla vakit ayırın.

Hayatımızın koşuşturması içinde para kazanmaya, eşimize, çocuklarımıza, anne, baba ve kardeşlerimize, dost ve arkadaşlarımıza zaman ayırmaya çalışırız. Her şeye zaman buluruz da, bir türlü kendimize ayıracak zamanı bulamayız ya da bulmak istemeyiz.

Ancak biz de diğer herkes gibi kendimiz için ayıracağımız zamanı hakediyoruz. Hatta haketmekten de öte yemek gibi, su gibi, uyku gibi ihtiyacımız var buna. Bazen biraz olsun kendimizi dinlemeli, içimizdeki sese kulak vermeliyiz.

Sevdiklerinizle daha fazla vakit geçirin.

Çoğunlukla sevdiklerimizle geçirdiğimiz her an kendimi daha değerli, keyifli ve iyi hissederiz. Onlara ayırdığımız vakit onlara değer verdiğimizi gösterdiği gibi, kendimizi de daha değerli, huzurlu, sevgi dolu ve bütün hissettirir.

Bu sebeple zamanımızı bizim için değerli olan kişilerle geçirmek yaşam kalitemizi arttıracak ve kendimizi daha iyi ve huzurlu hissettirecektir.

Meditasyon yapın ya da en azından gününüzün belli bir zamanını kendi başınıza sakin bir şekilde geçirin.

Meditasyon yapın ya da en azından gününüzün belli bir zamanını kendi başınıza sakin bir şekilde geçirin.

Farklı amaçlarla da kullanılabilse de ben meditasyonu en temel anlamında şöyle tanımlayabilirim:

Yaşamımızda biriktirdiğimiz negatif enerjiyi, yükü ve düşünceleri bir kenara koyup; kendi içimize dönerek, bilincimizin yüksek seviyelerine ve daha fazla huzura ulaşmak amacıyla geliştirilmiş yöntemlere meditasyon diyebiliriz.

Yavaş ve derin nefesler alıp-verin.

Google’da “Nefes egzersizleri” diye aratırsanız farklı amaçlar için kullanılan birçok nefes tekniği olduğunu görürsünüz. Hatta eğitimleri bile var sanırım.

Mesela heyecanlanınca veya stres altındayken farkında olmadan kısa kısa nefes alırız. Benim tavsiyem burunda, yavaşça ve derin derin nefes alıp vermek. Ve nefes alıp verirken diyaframı kullanmak önemli. Bu konuya hakim değilim o yüzden size ayrıntılı bilgi veremiyorum.

Daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz Yeni Yaşam Okulu web sitesinde yayınlanan “Doğru nefes nasıl alınır. Nefes teknikleri” adlı yazıyı önerebilirim. Veya bu konuda biraz araştırma yaparsanız oldukça faydalı birçok içeriğe ulaşabilirsiniz.

Bol bol su için.

Bol bol su için.

Bedenimizin %70’i sudan oluşuyor. Bu da demek oluyor ki yeteri kadar su içmek bizim için hayati önem taşıyor.

Basit bir mantık yürütürsek, vücudumuzun %70’ini oluşturan suyun yenilenmeye ve temizlenmeye ihtiyacı var. Bunu da günde 1-2 bardak su ile sağlayamacağımız açık.

Genel olarak günlük içmemiz gereken su miktarı 1,5 ile 3,5 litre arasında. Biraz araştırınca Bilgi Ustam sitesinde “Kiloma Göre Günde Ne Kadar Su İçmeliyim?” adlı makaleye ulaştım. Okumanızı öneririm. Makalede yazdığına göre, vücut ağırlığımızı 0.033 ile çarptığımızda, günlük içeceğiniz su miktarını buluyoruz.

Aşağıdaki örneklere bakabilirsiniz:

50 kg x 0.033 = 1,6 LT

60 kg x 0.033 = 2 LT

70 kg x 0.033 = 2,3 LT

80 kg x 0.033 = 2,7 LT

90 kg x 0.033 = 3 LT

100 kg x 0.033 = 3,3 LT

Yeteri kadar uyuyun.

# Yaş gruplarına göre ABD Ulusal Uyku Vakfı (NSF)’ nın tavsiyesi şöyle:

  • Yeni doğanlar (0-3 ay): İdeal olan, yeni doğan bir bebeğin her gün 14 ila 17 saat uyuması fakat 11 ila 13 saat arası da yeterli olabilir. Yeni doğanların 19 saatten fazla uyumamaları tavsiye ediliyor
  • Bebekler (4-11 ay): Tavsiye edilen süre 12-15 saat arası. En az 10 saat uyku da yeterli olabilir. Bebekler asla 18 saatten fazla uyumamalı
  • Yürümeye yeni başlayan çocuklar (1-2 yaş): Bu yaş grubunda olan çocukların 11-14 saat uyumaları tavsiye ediliyor fakat kabul edilen aralık 9-16 saat
  • Okul öncesi dönem (3-5 yaş): Uzmanlar bu grup için 10-13 saat aralığını öneriyor. 8 saatten az, 14 saatten fazla uyku ise uygun görülmüyor
  • Okul dönemi (6-13 yaş): Uyku Vakfı, 9 ila 11 saat arası uykuyu tavsiye ediyor. 7 saatten az veya 12 saatten fazla uyku ise sağlıklı görülmüyor
  • Ergenlik dönemi (14-17 yaş): Tavsiye edilen uyku süresi 8 ila 10 saat arası. Uyku Vakfı, 11 saatten fazla ve 7 saatten az olmaması gerektiği görüşünde
  • Genç yetişkinler (18-25 yaş): Bu yaş grubuna 7-9 saat uyku tavsiye ediliyor ve uyku süresinin 6 saatten az, 11 saatten fazla olmaması gerektiği belirtiliyor
  • Yetişkinler (24-64 yaş): Bu yaş grubuna genç yetişkinlerle aynı uyku süresi tavsiye ediliyor. Yani 7-9 Saat.
  • İleri yaş grubu (65 yaş ve üstü): Sağlıklı görülen uyku süresi günde 7-8 saat fakat bu sürenin 5 saatten az olmaması ve 9 saati de aşmaması tavsiye ediliyor.

Kendinize dinlenme molaları verin.

Vücudumuzu hareket ettirmek çalıştırmak ne kadar önemli ise dinlenmek de o kadar önemlidir. Bu sebeple dinlenmeyi de ihmal etmemeliyiz.

Sürekli düşünmeyin. Düşünmek yerine sık sık güzel hayaller kurun.

Bedenimiz yorulduğunda nasıl dinlediriyorsak, zihnimizi dinlendirmek de sağlıklı ve huzurlu bir hayat için önemlidir.

Hobi veya yapmaktan zevk aldığınız, mutlu olduğunuz şeyler yapın.

Sürekli yorucu, stresli bir yaşam mutsuzluk, umutsuzluk ve yaşam bezginliğini de beraberinde getiriyor. Ancak tüm bu koşuşturmaca içinde günün belirli bir kısmını bize kendimizi iyi hissetriren şeylere ayırarak yükümüzü hafifletir ve enerjimizi yenilemiş oluruz.

Hayatınızda size huzur verecek, sizi mutlu edecek değişiklikler yapın.

Hayatınızda size huzur verecek, sizi mutlu edecek değişiklikler yapın.

Sürekli aynı şeyleri yapmak, monoton bir hayat yaşayarak mutlu ve huzurlu olmayı beklememeliyiz. Yaşam yenilik demektir.

İç sesinizi dinleyin.

İç sesimizi dinlemek iç huzurumuz için çok önemlidir. Onu duymayı öğrenmek, aslında çocukken bildiğimiz ancak zamanla unuttuğumuz yaratılıştan gelen bir yeteneğimizdir.

Bu konuda bir çok yazı okudum ancak en sonunda kendime ait bir tekniğim olduğunu farkettim. İç benliğinize biraz odaklanırsanız, siz de içinizde sorduğunuz sorulara cevap veren bir ses olduğunun farkına varacaksınız.

O ses sizin asıl benliğinizin yüksek benliğinizin, yani ruhunuzun sesi. Aslında o sizsiniz. Gerçek benliğimiz Ruh dediğimiz benliğimiz aslında. Bilincimizi ne kadar yükseltirsek ruhumuzla o kadar bütünleşebiliriz. Ve bir gün, ağzımızı her açtığımızda konuşan ruhumuz olur.

Gereksiz ve çok kalabalık ortamlarda sürekli bulunmayın

Gereksiz ve çok kalabalık ortamlarda sürekli bulunmayın.

Kalabalık bazen yorucu oluyor ki, bir dönem kimseyi görmek istemediğim bile oldu. Yalnız olmak iyi geliyor ve beni dinlendiriyordu. Ki halen de öyle aslında.

Aslına bakarsanız sosyal varlıklar da olsak, kendimizle baş başa kalmaya da ihtiyacımız var. Sürekli kalabalık ortamlarda bulunmak yerine, bazen sakin ve yalnız vakit geçirmek oldukça keyifli oluyor.

Çok fazla borç yapmayın.

Çok borcunuz varsa taksitlendirin ve sürekli borcunuzu düşünerek huzurunuzu kaçırmayın.

Az bile olsa borcumuz olduğunda günde defalarca o borcumuzu düşünüyoruzdur. Ödeme planları, bütçe hesaplamaları uzun vadede huzurumuzu kaçırabiliyor. “Borç yiğidin kamçısıdır.” derler ancak, gerçekte ne kadar az borç, o kadar fazla huzur demektir.

Kimseye söz vermeyin.

Kimseye söz vermeyin.

Söz vermek zihnimizi gereksiz yere meşgul esen bir psikolojik baskı yaratır. O sebeple söz vererek kendimizi gereksiz bir baskı altına sokmamak en akıllıca seçim olacaktır.

Evinizdeki ve işyerinizdeki fazla eşyalardan kurtulun.

Evde huzur için evimizi sadeleştirmek önemli. Evimizi fazlalıklardan arındırmak evde huzur için çok tesirli bir etki yapacaktır. Biz farkına varmasak da evimizdeki fazla eşyalar zihinsel olarak bizi meşgul eder.

Bunun önüne geçebilmek için evinizdeki fazla eşyaları, yıllarca giymediğimiz kıyafetleri, ayakkabıları, süs olsun diye oraya buraya koyduğumuz ıvır zıvırları, yenilediğimiz elektronik cihazlardan sonra elimizde kalan eskilerini, yani aslında işimize yaramayacak her şeyi evimizden çıkarmak bizi rahatlatacaktır.

Çok eski olanları çöpe, işe yarayabilecek ancak elimizde fazla olarak bulunanları ikinci el alışveriş sitelerinde satabilir veya ihtiyaç duyan birilerine hediye edebiliriz.

Evde huzur arayanlar, evdeki huzur için neler yapabileceklerine dair tavsiye isteyenler, bu önerimi deneyebilirler.

Evinizdeki huzur dışarıya da yansıyacaktır. Evimizde ne kadar huzurluysak bu işimize, çevremize, arkadaşlarımıza, ilişkilerimize de yansıyacaktır.

Aynı şeyi iş yerimiz, hatta mümkünse yaşadığımız tüm ortamlar için yapabilirsek hayatımızın her alanında huzurlu bir ortam oluşturmuş olacağız.

Rahatlatıcı, sakin müzikler dinleyin.

Rahatlatıcı, sakin müzikler dinleyin.

Huzur bulmak için dinlediğimiz müzik çok önemli. Bazı müzik türleri içsel huzur bulmamızı kolaylaştırırken, bazıları aksine bunu zorlaştırabilir, hatta tam tersini yapabilir. Hayatımızda genel huzur ve mutluluk için iç huzur olmazsa olmazdır.

Müzik Osmanlı döneminde tedavi, şifa yöntemi olarak kullanılırmış. Günümüzde müziğin ruh halimizi etkilediğine dair bilimsel çalışmalar mevcut. Frekansların zihnimiz ve bedemimizi etkilediğine inanılıyor.

Hatta binaural frekanslarla yapılan bir çeşit alternatif tedavi yöntemi olduğu iddia edilen web siteleri bile var. Bunlar doğruluğu kanıtlanmış bilimsel çalışmalar olmadığı için faydası vardır veya yoktur diyemem.

Belirli frekansların, beynin o frekansa uyum sağlamasını sağladığı mantığı ile hazırlanan Solfej Tonlarını buradan indirebilirsiniz. Solfeggio Tones. Kulaklıkla dinlemeniz öneriliyor.

Frekansların, müziğin titreşimlerin zihnimizi, bedenimizi ve ruh halimizi etkilediği konusu henüz tam olarak bilimsel olarak kanıtlanmasa bile, kişisel olarak etkileri olduğunu söyleyebiliriz.

Mesela hareketli ve canlı bir müzik zihnimizi canlandırırken, sakin müzikler hatta doğa sesleri bile bizi sakinleştirecektir. Bu sebeple dinlediğiniz müziğe dikkat edin, çünkü şu anki ruh halinizi belirleyen şey dinlediğiniz müzik olabilir.

Kendi adıma Rock, Metal, Arabesk türü müziklerin bizi olumsuz olarak etkilediğine inanıyorum. Artık çok fazla müzik dinlemesem de, arasıra hareketli veya sakinleşmek istediğimde de sakin müzikleri tercih ediyorum.

Hayatımda mutluluk ve huzur istiyorsam, bana huzur ve mutluluk veren müzikler dinlemem gerektiğine inanıyorum.

İçinizden geliyorsa Reiki, Shamballa gibi bir biyoenerji öğretisinin eğitimini ve uyumlamasını alın.

Buna Reiki, Shamballa veya farkli bir biyoenerji şifa seans alarak başlayabilirsiniz. Faydasını görürseniz eğitimini almak isteyebilirsiniz.

İç huzur için, evde huzur için, işyerinde huzur için, ilişkilerimizde huzur için; kısacası hayatımızda huzur için ve ruhumuzun huzur bulması için bir şeyler yapmak gerektiği ortada. Ben de ruhumun huzur bulması ve hayatımda gerçek huzura ulaşmak için, arayışlara girmiştim.

İşte bu kişisel arayışlarım sonucunda reikiye büyük bir merak duyarak 2016 yılında Kundalini Reiki, 2017 yılında da Shamballa MDH eğitimleri aldım.

Kundalini Reiki’nin de etkileri oldu elbette ama Shamballa’nın yeri ayrı. Samballa severek kullandığım bir enerji sistemi. Kişisel deneyimlerime göre, Shamballa’dan sonra öncesine oranla olaylara, durumlara karşı daha esnek bir tutuma sahip olduğumu söyleyebilirim.

Daha önce etkisini üzerinden atmamın zor olduğu bir çok sorunun üstesinden gelmemin daha kolaylaştığını söyleyebilirim.

Shamballa diğer şifa sistemleri gibi bir şifa sistemi olmasına rağmen, şifayı fiziksel, zihinsel ve ruhsal boyutlarda gerçekleştiren bir sistem. Bu konuda sizi yönlendiremem.

Ancak eğer ruhunuz hazırsa şifa en doğru zamanda ve en uygun şekilde gelecektir. İsterseniz iyi bir master’dan istediğiniz herhangi bir biyoenerji şifa sisteminin eğitim ve uyumlamasını alabilirsiniz.

Size şuna iyi gelecek, kesin şifalanacaksınız diyemem. Çünkü şifayı veren Allah’tır. O sizin için en hayırlısını ister. Sizin şifalanmanızı, gelişmenizi, daha iyi olmanızı ister.

Bazen bir rahatsızlığımız, gerçek hastalığımızın farkına varmamız için bir uyarıcı olabilir. Hastalık yalnızca bedende, zihinde veya ruhumuzda değildir. Birindeki bir rahatsızlık diğerini de etkiler.

Mesela zihinsel bir rahatsızlığımız bizi fiziksel bir boyutta da etkiler. Ya da fiziksel bir rahatsızlığımızın, zihinsel ve/veya ruhsal boyutlarda karşılıkları vardır.

Bu sebeple fiziksel bir hastalığımız bazen düşüncelerimiz değiştiğinde otomatik olarak ortadan kalkar. Çünkü hastalığın kaynağı olan düşüncemiz değiştiğinde, yani sebebi ortadan kalktığında, o hastalık fiziksel boyutta da varlığını artık sürdüremez.

Önemli Not: Reiki, Shamballa, Solfej Tonları (Solfeggio Tones) gibi alternatif şifa, bütünsel şifa, ruhsal şifa, enerji şifası, frekanslarla şifa teknikleri ve sistemleri tıbbın yerine geçtiğini, hastalıkları tedavi ettiğini iddia etmemektedir.

Bu tip şifa sistemleri hastalıkların ruhsal sebeplerinin olması sebebiyle, hastalığın kaynağındaki sebebi ortadan kaldırabilmemize yardımcı olmak için öneriler ve bir takım teknikler içermektedir. Herhangi bir hastalık ve rahatsızlığınızda tıp hekimlerimize veya hastanelere başvurmanız ve hekiminize muayene olarak, hekiminizin önerdiği tedaviye uymanız tavsiye gerekir.

Bu yazımı umarım beğenmişsinizdir. İnşallah faydalı olmuştur. Huzur, mutluluk, sevinç, neşe birbirine paralel olarak bağlıdır. Birindeki artış diğerinin de artmasını sağlar. İsterseniz “Hayatımızda mutluluğun püf noktaları nelerdir? Nasıl daha mutlu olabiliriz?” yazımı da okuyup inceleyebilirsiniz.

Faydalanılan kaynaklar:

Etiketler

Kozmodans

İstisnasız her insanın dünya'ya önemli bir amaçla geldiğine inanıyorum. Buna yaşam amacı diyoruz. Ben yaşam amacımın yeni şeyler öğrenmek ve bunu başkalarıyla paylaşmak olduğuna inanıyorum. Sizin yaşam amacınız ne?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı